ŞİRKET BİRLEŞMESİNİN GEÇERSİZLİĞİ VE İPTALİ
- 2 gün önce
- 4 dakikada okunur
Türk Hukukunda şirket birleşmelerinin geçersizliği, işlemin hangi aşamada olduğuna ve hangi hukuki sakatlığın varlığına göre değişmektedir. Birleşme işlemlerindeki her hukuka aykırılık doğrudan ve otomatik olarak birleşmenin iptali veya yokluğu sonucunu doğurmamaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 192/3 uyarınca, mahkeme bir eksiklik tespit ettiğinde öncelikle bu eksikliğin giderilmesi için taraflara süre vermekle yükümlüdür; "yapısal değişikliği ayakta tutma" ilkesi gereği iptal kararı ancak giderilemeyen veya verilen sürede giderilmeyen sakatlıklar için son çare (ultima ratio) olarak öngörülmüştür. Diğer yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), şirket birleşmelerinin geçerlilik şartlarını ve bu işlemlere karşı başvurulabilecek hukuki yolları emredici hükümlerle düzenlemiştir. TTK m. 145 uyarınca, "Birleşme sözleşmesi yazılı şekilde yapılır. Sözleşme, birleşmeye katılan şirketlerin, yönetim organlarınca imzalanır ve genel kurulları tarafından onaylanır." Birleşme sözleşmesinin içeriği ise TTK m. 146’da belirtilen; şirket unvanları, pay değişim oranları ve devrolunan şirketin işlemlerinin devralan hesabına geçeceği tarih gibi zorunlu unsurları barındırmalıdır.
Birleşme sözleşmesinin yazılı şekil şartına (TTK m. 145) uyulmaması ise doktrinde kural olarak kesin hükümsüzlük (butlan) nedeni sayılmakta ve bu durum TTK m. 192’deki özel iptal davasından ayrı bir hukuki rejimde değerlendirilmektedir.
Birleşme işleminin hukuken tamamlanması tescil ile gerçekleşir. TTK m. 152/3 uyarınca, "Devrolunan şirket, birleşmenin ticaret siciline tescili ile infisah eder." Bu süreçte ortaklık haklarının korunmadığı iddiasıyla açılan denkleştirme davaları, TTK m. 191/4 gereği birleşme kararının geçerliliğini etkilemez.
Birleşmenin geçersizliği kavramı incelendiğinde literatürde üç temel başlık ele alındığı görülmektedir.
●Birleşme Sözleşmesinin Hükümsüzlüğü: TTK m. 145 ve 146 uyarınca hazırlanan sözleşmenin şekil, içerik veya irade sakatlıkları nedeniyle geçersiz olmasıdır.
●Birleşme Kararının İptali: Genel kurulun (veya kolaylaştırılmış birleşmede yönetim kurulunun) birleşmeye ilişkin aldığı kararın TTK m. 192 uyarınca özel bir iptal davasına konu edilmesidir.
●Tescilin Etkisi ve Onarıcı Rolü: Birleşmenin ticaret siciline tescili (TTK m. 152), devrolunan şirketin infisahı ve külli halefiyetin gerçekleşmesi gibi kurucu sonuçlar doğurur. Tescil, bazı usuli eksiklikleri "iyileştirici" bir etkiye sahip olsa da ağır kanuna aykırılıkları her zaman ortadan kaldırmaz.
Birleşme işlemlerindeki hukuka aykırılıkların temel yaptırımı iptal davasıdır. TTK m. 192/1 uyarınca, "134 ilâ 190 ıncı maddelerin ihlali hâlinde, birleşme, bölünme ve tür değiştirme kararına olumlu oy vermemiş ve bunu tutanağa geçirmiş bulunan birleşmeye, bölünmeye veya tür değiştirmeye katılan şirketlerin ortakları; bu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren iki ay içinde iptal davası açabilirler."
Yargı kararlarında bu sürenin ve usuli şartların önemi şu şekilde vurgulanmıştır:
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi-2025/700-2026/960-04.06.2026 sayılı kararında, "6102 sayılı TTK m. 192/II'ye göre iptal davası açılabilmesi için de birleşme kararının ticaret sicilinde ilan edilmesi gerekmektedir." tespiti yapılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi-2018/789-2019/402-21.03.2019 sayılı ilamında, TTK m. 192 uyarınca "bu kararın Türkiye ticaret sicil gazetesinde ilanından itibaren 2 ay içinde iptal davası açabilirler." hükmü hatırlatılmıştır. Eski kanun dönemine ilişkin bir uyuşmazlıkta ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesi-2019/4645-2020/2788-10.06.2020 sayılı kararında, "6762 sayılı TTK gereğince birleşme kararlarının üç ay içinde iptal davasının açılmadığı için kesinleştiği" belirtilmiştir.
Mahkemeler, birleşmenin geçersizliği iddialarını incelerken prosedürel eksiklikleri ve maddi hukuk kurallarını esas almaktadır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi-2024/1383-2024/1156-31.10.2024 sayılı kararında, birleşme sözleşmesinin "TTK’nun 146. Maddesinde düzenlenen hususları içerdiği, gerekli rapor hazırlanıp ve ilanların yapıldığı, taraflarının yetkili organlarınca imzalanıp, genel kurullarında oybirliğiyle kabul edildiği... dolayısıyla birleşme sözleşmesi ve devamında birleşme işleminde takip edilen prosedür yönünden yasal düzenlemeye aykırı bir yön tespit edilemediği" ifade edilmiştir. Öte yandan, bazı davalarda "TTK 447. maddeye göre şirket birleşmesinin butlanla yok hükmünde olduğunu" ve "birleşme işlemi ile tarafların menfaatler dengesinin bozulduğunu" ileri süren iddialar da gündeme gelmektedir (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi-2025/613-2025/638-03.06.2025).
Diğer yandan TTK m. 155 ve 156'da düzenlenen kolaylaştırılmış birleşme usulünde, devralan şirketin devrolunanın paylarının en az %90'ına sahip olması kritik bir şarttır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi-2024/4633-2025/3194-08.05.2025 sayılı kararında, "TTK'nın 155/2 maddesi uyarınca kolaylaştırılmış birleşme hükümlerinin uygulanabilmesi için zorunlu şartlardan biri de devralan sermaye şirketi, devrolunan sermaye şirketinin tüm paylarına değil de oy hakkı veren paylarının en az yüzde doksanına sahip olması gerektiği" vurgulanmıştır.
Ayrıca, birleşmenin dayanağı olan sermaye artırım kararlarının iptal edilmesi, birleşmeyi de sakatlamaktadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi-2021/2271-2024/759-02.05.2024 sayılı kararında, "genel kurul kararlarının iptaline ilişkin mahkeme kararları bozucu yenilik doğurucu nitelikte olup geçmişe etkiliği olduğundan ve ayrıca 155/2-a maddesinde belirtilen şartında yerine getirilmemesi sebebiyle kolaylaştırılmış birleşme şartları gerçekleşmemiş" olduğu tespit edilmiştir.
Aşağıda yer verilen tabloda birleşme kararının geçersizliği ve buna bağlı iptal gerekçesi sayılabilecek hallere örnekler verilmiştir.
Karar Künyesi | Temel Hukuki Tespit / İptal Gerekçesi |
Yargıtay 11. HD, 08.05.2025, 2024/4633 E., 2025/3194 K. | Kolaylaştırılmış birleşme için %90 pay sahipliği şartının ihlali ve dayanak genel kurul kararının iptalinin geçmişe etkili sonuç doğurması. |
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. HD, 02.05.2024, 2021/2271 E., 2024/759 K. | Sermaye artırım kararının iptali nedeniyle birleşmenin yasal dayanağının ortadan kalkması; yönetim kurulu kararlarının iptali gerekliliği. |
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD, 04.06.2026, 2025/700 E., 2026/960 K. | TTK m. 192 uyarınca iptal davası açılabilmesi için birleşme kararının ticaret sicilinde ilan edilmesinin zorunlu bir usuli şart olması. |
Yargıtay 11. HD, 17.12.2019, 2019/1471 E., 2019/8236 K. | TTK 157/2 uyarınca ilan yapılmaması ve TTK 157/1 uyarınca alacakların teminatlandırılmaması iddiaları (Kesin hüküm nedeniyle ret). |
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. HD, 31.10.2024, 2024/1383 E., 2024/1156 K. | TTK 146'daki zorunlu unsurların varlığı ve organ onaylarının tam olması durumunda prosedürel aykırılık bulunmadığı tespiti. |
Sonuç olarak şirket birleşmesinin geçersizliği, TTK m. 192 kapsamında açılacak bir iptal davası ile ileri sürülebilir. Mahkeme, "Birleşme, bölünme ve tür değiştirmeye ilişkin işlemlerde herhangi bir eksikliğin varlığı hâlinde, mahkeme taraflara bunun giderilmesi için süre verir." (TTK m. 192/3). Ancak hukuki sakatlık giderilemiyorsa iptal kararı verilir. Özellikle kolaylaştırılmış birleşme usulünde pay sahipliği oranlarına uyulmaması ve birleşmenin dayanağı olan önceki genel kurul kararlarının (sermaye artırımı vb.) iptal edilmiş olması, birleşme işleminin geçersizliği sonucunu doğuran temel unsurlar olarak yargı kararlarına yansımıştır. Uygulamada birleşmenin tesciliyle oluşan yeni hukuki gerçekliğin korunmasına öncelik verilmektedir. Bu nedenle, birleşmeyi sakatlayan bir unsur varsa, öncelikle bu unsurun TTK m. 192/3 kapsamında mahkeme denetiminde "iyileştirilmesi" yoluna gidilmelidir. İptal davası açacak olan pay sahiplerinin, 2 aylık kısa süreyi ve muhalefet şerhi zorunluluğunu kaçırmamaları kritik önemdedir. Tescil sonrası aşamada ise, iptal davasının yaratacağı karmaşa yerine TTK m. 193 uyarınca sorumluluk davası açmak, çoğu zaman daha öngörülebilir ve pratik bir hukuki strateji olarak öne çıkmaktadır.
Av.Deniz Pırıl Akcan

Yorumlar