top of page

HUKUK DAVALARINDA WHATSAPP YAZIŞMALARININ DELİL NİTELİĞİ

  • 11 Haz
  • 3 dakikada okunur

Özel hukuk uyuşmazlıklarında WhatsApp yazışmaları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde "belge" ve "delil başlangıcı" olarak iki temel düzlemde değerlendirilmektedir. Yargı kararlarında, WhatsApp yazışmalarının HMK m. 199 kapsamında "belge" niteliği taşıdığı istikrarlı bir şekilde kabul edilmektedir. Nitekim Yargıtay 13. Hukuk Dairesi (05.03.2019, E. 2016/25796, K. 2019/2906) ve Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi (16.04.2025, E. 2024/614, K. 2025/258) kararlarında, elektronik ortamdaki verilerin belge niteliğinde olduğu ve telefon mesajlarının da bu kapsamda değerlendirildiği vurgulanmıştır. Aynı şekilde Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (12.04.2023, E. 2022/8212, K. 2023/1156) kararında, mail ve telefon mesajlarının belge olarak kabul edildiği, bu verilerin tanık beyanları ve diğer delillerle desteklenmesi halinde ispat gücünün arttığı belirtilmiştir. Ayrıca bu verilerin delil olarak hükme esas alınabilmesi, elde ediliş biçiminin hukuka uygun olmasına (HMK m. 189/2) ve içeriğin aidiyetinin (taraflara ait olduğunun) teknik olarak doğrulanmasına bağlıdır. Uygulamada örneğin boşanma davalarında "ortak yaşam alanı" ve "sadakat yükümlülüğü" ekseninde daha esnek bir kabul alanı mevcutken iş hukukunda WhatsApp'ın "kişisel veri" ve "üçüncü kişilere kapalı/gizli" doğası gereği, işverenin denetim yetkisi ile işçinin özel hayatı arasında daha sıkı bir hukuka aykırılık denetimi yapılmaktadır.

Diğer yandan  senetle ispat zorunluluğu bulunan (2026 yılı için 42.000 TL üzerindeki) uyuşmazlıklar başta olmak üzere, WhatsApp yazışmaları "delil başlangıcı" teşkil eder. Yazışmanın delil başlangıcı sayılabilmesi için; iddia edilen hukuki işlemi muhtemel göstermesi ve kendisine karşı ileri sürülen taraftan gönderildiği belirlenmesi gerekir. Bu durumda, HMK m. 200'deki senetle ispat zorunluluğu aşılarak uyuşmazlık hakkında tanık dinletilmesi mümkün hale gelir. Bu çerçevede WhatsApp yazışmalarının senetle ispat zorunluluğunu aşan durumlarda "delil başlangıcı" sayılabilmesi için belirli kriterler aranmaktadır:

●Yazışmaların delil başlangıcı sayılabilmesi için karşı taraftan sadır olduğunun (onun tarafından gönderildiğinin) belirlenmesi gerekir.(Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. HD, 11.03.2026, E. 2024/1839, K. 2026/481).

● Mesajların iddia edilen vakıayı muhtemel göstermesi veya ikrar içermesi beklenir. İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi (29.12.2021, E. 2021/54, K. 2021/1193) kararında, içeriğinde senedin bedelsizliğine dair ikrar bulunmayan ve teknik incelemesi yapılamayan mesajlar delil başlangıcı sayılmamıştır.

●Yazışmalar delil başlangıcı kabul edildiğinde, uyuşmazlığın tanık dahil diğer delillerle ispatı mümkün hale gelir (Yargıtay 11. HD, 08.11.2022, E. 2021/2427, K. 2022/7925).

Yukarıda yer verilen emsal kararlara ek olarak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (23.02.2022, E. 2022/123, K. 2022/1414) mesajların yazılı delil başlangıcı sayılması nedeniyle tanık dinlenmesi gerektiği, bu delil durumunu göz ardı ederek davanın reddine karar verilmesinin bozma sebebi olduğu hüküm altına alınmıştır.

Aynı şekilde Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (13.10.2025, E. 2025/1472, K. 2025/4776) İnançlı işlem iddiasına dayalı uyuşmazlıkta, davalının gönderdiği "bende olan tapu emanetini ne zaman istersen alabilirsin" şeklindeki mesajın delil başlangıcı olduğu ve bu durumda inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delille ispat edilebileceği belirtilmiştir.

Bu kararlara karşın WhatsApp yazışmalarının her durumda ispat için yeterli olmadığı, içeriğin netliği ve karşı tarafın tutumunun belirleyici olduğu görülmektedir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (30.04.2024, E. 2023/2986, K. 2024/1491): Mesaj içeriklerinin borç ikrarı içermemesi veya vakıayı muhtemel göstermemesi durumunda, bu kayıtların delil başlangıcı sayılamayacağı ve tanık dinlenmesine imkan vermeyeceği belirtilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi (29.09.2022, E. 2022/1193, K. 2022/1308): Yazışmalardaki isimlerin taraflarla ilişiğinin ve ödeme ile bağlantısının kurulamadığı durumlarda, HMK m. 202 anlamında bir delil başlangıcından söz edilemeyeceği ifade edilmiştir.

Dolayısıyla whatsapp yazışmalarının delil niteliği somut olaya göre değerlendirilmesi gerekir.

Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller, HMK m. 189/2 uyarınca ispatta dikkate alınamaz. WhatsApp yazışmalarının delil niteliği kazanabilmesi için hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması esastır.

Yargıtay, WhatsApp sisteminin 3. kişilere kapalı ve kendi içinde korunan bir yapıda olduğunu, buradaki iletişimlerin kişisel veri olarak korunmasının esas olduğunu belirtmiştir. Nasıl temin edildiği anlaşılamayan yazışmalar tek başına hükme esas alınamaz (Yargıtay 9. HD-2018/10718-2019/559).

Bir delilin hukuka uygun olarak ele geçirildiğini ispat yükü, o delile dayanan tarafa aittir.(Yargıtay 2. HD-2023/3675-2024/9976). Ancak, kişinin kendi hakkındaki kötüleyici mesajlardan haberdar olması durumunda, bu yazışmaların özel yazışma sınırını aştığı ve hukuka aykırı delil sayılamayacağı kabul edilmektedir. (Yargıtay 11. HD-2021/8956-2023/3088).

Boşanma davalarında TMK m. 184 uyarınca hakim delilleri serbestçe takdir eder. Davalının telefonunun dolaylı olarak davacının zilyetliğine bırakılması gibi durumlarda elde edilen veriler hukuka uygun kabul edilebilmektedir.(Yargıtay 2. HD-2023/5740-2024/2134).

Sonuç olarak yargı kararları uyarınca WhatsApp yazışmaları;

1.HMK m. 199 kapsamında belge,

2.HMK m. 202 kapsamında delil başlangıcı niteliğindedir.

Bu verilerin hükme esas alınabilmesi için; hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması, aidiyetinin (numara tespiti) kanıtlanması ve inkar halinde bilirkişi marifetiyle teknik doğruluğunun saptanması şarttır. Tek başına kesin delil teşkil etmeyen bu kayıtlar, tanık beyanları ve diğer yan delillerle desteklendiği ölçüde ispat gücü kazanmaktadır. (Yargıtay 2. HD-2016/17151-2018/5463). Delilin "nasıl elde edildiği" en az "ne içerdiği" kadar önemlidir. Hukuka aykırı elde edilen bir WhatsApp mesajı, davanın esasına ilişkin çok güçlü bir kanıt sunsa dahi, HMK m. 189/2 engeline takılarak davanın kaybına yol açabilir. Nitekim HMK m.189/2 açıkça “..Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu nedenle, delil sunulurken temin ediliş şeklinin (ortak cihaz, aleni paylaşım, rızayla iletim vb.) hukuki bir zemine oturtulması gerektiği unutulmamalıdır.


Av.D.Pırıl Akcan

 
 
 

Yorumlar


1603809952502.jpg
  • LinkedIn
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
bottom of page