ŞİRKET BİRLEŞMELERİ VE DEVRALMALARI
- Barış Kaşka

- 7 Kas 2025
- 3 dakikada okunur
Şirketler rekabetin yoğunlaştığı, sermayenin küreselleştiği bir ortamda büyüme, maliyet ve vergi avantajı sağlama veya yeni pazarlara girme, pazar payını artırma gibi amaçlarla birleşme yoluna gitmektedirler. Birleşme ve devralma Türk Ticaret Kanununda (TTK) ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş olup kanun koyucu hem şirket ortaklarının hem de alacaklıların menfaatlerini de koruma altına almıştır. Bu yazımızda şirket birleşmeleri ve devralma ile ilgili genel bilgi verilecektir.
Birleşme “Merger” , iki veya daha fazla şirketin malvarlıklarını birleştirerek tek bir tüzel kişilik altında faaliyet göstermesi anlamına gelmektedir. Şirketler hukukunda şirket birleşmeleri özel bir işlem olup söz konusu işlem katılan şirketlerin aralarında yaptıkları birleşme sözleşmesi çerçevesinde gerçekleşmektedir.
TTK m.136’ya göre birleşme, “bir veya birden fazla şirketin diğerine devrolunması ya da yeni bir şirket kurulması suretiyle” gerçekleşebilir. Dolayısıyla iki tür birleşme vardır:
- Devralma yoluyla birleşme: Bir şirketin diğerini devralması sonucunda, devralan şirketin tüzel kişiliği devam eder, devrolan şirket sona erer.
A şirketi
------ A ŞİRKETİNDE BİRLEŞME
B şirketi
- Yeni kuruluş yoluyla birleşme: Birden fazla şirketin tamamen tasfiye olmaksızın yeni bir şirket kurarak birleşmesi.
A şirketi
------- C -YENİ BİR ŞİRKET KURARAK BİRLEŞME
B şirketi
Görüldüğü gibi TTK iki tür birleşme öngörmüş olup birleşme imkanı ise şirket türlerine göre sınırlandırılmıştır. Yani TTK’ya göre hangi tür şirketlerin hangi tür şirketlerle birleşebileceği “numerus clausus” şeklinde sayılmıştır.
Türk Ticaret Kanununa göre sermaye şirketleri; sermaye şirketleriyle veya kooperatiflerle veya devralan şirket olmaları şartıyla, kollektif ve komandit şirketlerle, birleşebilirler.
Şahıs şirketleri ise şahıs şirketleriyle veya devrolunan şirket olmaları şartıyla veya sermaye şirketleriyle, devrolunan şirket olmaları şartıyla, kooperatiflerle, birleşebilirler.
Son olarak kooperatifler; Kooperatiflerle veya sermaye şirketleriyle veya devralan şirket olmaları şartıyla, şahıs şirketleriyle birleşebilirler.
Türk Ticaret Kanununda yer alan bu düzenlemeye göre anonim veya limited gibi sermaye şirketlerinin devrolunan şirket sıfatıyla kollektif veya komandit gibi şahıs şirketleriyle birleşmesi yasaktır. Sermaye şirketleri şayet şahıs şirketleri ile birleşecek ise mutlaka devralan sıfatına haiz olmaları gerekmektedir. Diğer yandan kooperatiflerin de şahıs şirketleri ile devrolunan sıfatı ile birleşmedikleri düzenlemede görülmektedir. Bu kapsamda TTK’nın birleşmelerle ilgili temel olarak iki yasak öngördüğü anlaşılmaktadır. Dolayısıyla TTK’nın şirket türlerine göre birleşme imkanı sağladığı unutulmamalıdır.
Şirket birleşmeleri ve devralmaları yalnızca ekonomik değil aynı zamanda hukuki bir dönüşümdür. Bu sebeple şeffaflık, eşitlik ve hukuki güvenlik ilkelerinin korunması gerekmekle beraber şirket birleşme işlemlerinde üç temel ilke göz önünde bulundurulur. Bunlar külli halefiyet ilkesi, ortaklık haklarının sürekliliği ve tasfiyesiz sona ermedir.
Külli halefiyet bir mal varlığını meydana getiren tüm hak, alacak ve borçların kül halinde bir başkasına devridir. Şirket birleşmesinde külli halefiyet ilkesi de birleşme ile birlikte işleme katılan şirketlerin borçları ve malvarlığı ile bir bütün halinde birleşilen şirkete geçmesidir. TTK madde 136/2’te “Birleşmeyle, devralan şirket devrolunan şirketin malvarlığını bir bütün hâlinde devralır.” demektedir. Külli halefiyet ilkesinde amaç hak sahipliğinde gerçekleşen değişikliğe karşın malvarlığına ilişkin haklarda devamlılığın sağlanmasıdır. Bu kapsamda önemli bir nokta devralan şirket külli halefiyetin sonucu olarak devrolunan şirketin mal ve haklarına sahip olduğu gibi borçlarından da sorumludur. Dolayısıyla devralan şirketin borçları bilip bilmemesi önemli olmayıp borçlardan devralan şirket sorumludur.
Bir diğer ilke ortaklık haklarının sürekliliğidir. Bu ilke TTK m.136/3’te yer alan “Birleşme, devrolunan şirketin malvarlığı karşılığında, bir değişim oranına göre devralan şirketin paylarının, devrolunan şirketin ortaklarınca kendiliğinden iktisap edilmesiyle gerçekleşir” hükmünde yer almakta olup birleşme nedeniyle sona eren şirketlerin ortakları , birleşilen şirketin ortağı haline gelmesi yani ortaklık haklarının sürekliliğini ifade etmektedir. Kanun koyucunun buradaki amacı birleşme sonrasında ortakların birleşme öncesine göre ekonomik anlamda daha kötü bir duruma düşmelerinin önüne geçmektir.
Son olarak tasfiyesiz sona erme ilkesine bakacak olursak bu ilke devralmak şeklinde birleşmede devralan şirket hariç yeni kuruluş yoluyla birleşmede birleşmeye katılan tüm şirketlerin birleşme işleminin tescili ile herhangi bir tasfiye sürecine gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erme durumunu ifade etmektedir. Dolayısıyla bu ilkeye göre birleşme işleminde tasfiye aşaması olmaksızın aynı miras gibi külli bir halefiyet söz konusu ve şirketin tüm varlıkları devrolunan şirkete birleşme kararının tescili ile kendiliğinden geçmesidir. Birleşme ve devralma süreçlerinin doğru planlanması ve hukuki ilkelere uygun şekilde yürütülmesi gerekir. Nitekim birleşme ve devralmaların yalnızca bir ticari tercih değil, hukuki sınırları ve yükümlülükleri bulunan işlemler olduğu unutulmamalıdır. Bu kapsamda şirket birleşme ve devralmaları, Türk Ticaret Kanunu’nda ayrıntılı biçimde düzenlenmiş olup, hem şirketlerin yapısal dönüşümünü hem de ekonomik hayatın istikrarını doğrudan etkileyen önemli bir kurumsal yeniden yapılanma aracıdır. TTK m.136 ve devamı hükümleriyle getirilen sistematik yapı, birleşmelerin geçerliliğini ve sonuçlarını öngörülebilir kılarken, 4054 sayılı Rekabet Kanunu çerçevesinde yapılan denetim ise piyasa dengesinin korunmasına hizmet etmektedir. Şirket birleşme ve devralmaları, küreselleşen ekonomide işletmelerin büyüme, verimlilik ve rekabet gücü kazanma stratejilerinin temel araçlarından biri haline gelmiştir. Bu işlemler, sadece iki şirketin malvarlıklarının birleşmesi değil; aynı zamanda ekonomik, hukuki ve yönetsel açıdan bir dönüşüm sürecini ifade eder. Bu çalışma, konunun genel çerçevesini ortaya koymakta olup; bir sonraki aşamada birleşme sürecinin aşamaları ayrıntılı biçimde ele alınacaktır.
Av.Pırıl Akcan

Yorumlar