MARKA ÜZERİNDEKİ ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ UYUŞMAZLIKLARI
- 5 gün önce
- 2 dakikada okunur
Fikri ve sınai haklar, özellikle de marka hakkı üzerinde tesis edilen paylı mülkiyet ilişkisi, taraflardan birinin istemiyle "ortaklığın giderilmesi" (izale-i şüyu) davasına konu edilebilir. Bu davanın temel amacı birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirerek ferdi mülkiyete geçişi sağlamaktır. Eğer paydaşlar markanın kullanımı veya devri konusunda anlaşamıyorlarsa, herhangi bir paydaş süre sınırı olmaksızın ortaklığın giderilmesini talep edebilir. Dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanmış olması gerekir. Marka üzerinde ortaklığın giderilmesi, kural olarak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m. 148 ve Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 698-699 hükümleri çerçevesinde yürütülür.
Paylı mülkiyet ilişkisi marka üzerinde birden fazla kişinin hak sahibi olması durumudur. SMK m. 148/3 uyarınca, paydaşlardan biri payını üçüncü kişiye satarsa, diğer paydaşların yasal önalım hakkı doğar. Paydaşlardan her biri, aralarında aksine bir sözleşme yoksa, markanın paylaşılmasını her zaman talep edebilir Bu hak, yenilik doğuran bir hak niteliğindedir. Mülkiyet değişikliklerinin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için Türk Patent ve Marka Kurumu siciline tescili zorunludur. (SMK m. 148/5). Zira SMK m. 148/5 uyarınca mahkeme kararlarının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki sicile kaydı, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik açısından zorunludur. Ortaklığın sona ermesinden sonra bir ortağın markayı bağımsız ve habersiz tescil ettirmesi kötüniyetli kabul edilebilir.
Mahkeme aşamasında, markanın ekonomik bütünlüğünün korunması ve halkın yanıltılmaması (iltibas riski) ilkeleri göz önünde bulundurularak, markanın aynen taksim yerine satış yoluyla tasfiyesine karar verilebilir. Nitekim markanın doğası gereği aynen taksim (sınıflara göre bölme) genellikle markanın değerini düşürdüğü için TMK m. 699/3 uyarınca açık artırmayla satışa hükmedilmesi esastır. Ancak SMK m. 148/6 uyarınca markanın tescil edildiği mal veya hizmetlerin bir kısmı için kısmi devir mümkündür; bu durum rızai taksimlerde sınıflara bölünerek tescil imkanı sağlar. Miras yoluyla intikal eden markalarda, mirasçılardan her biri tek başına bu davayı açma hakkına sahiptir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi (2023/1287 E., 2024/1383 K.) ve Yargıtay 20. Hukuk Dairesi (2017/1835 E., 2017/6114 K.) kararlarında, aynen taksimin mümkün olmadığı (her paydaşa bir bağımsız birim düşmemesi veya imar mevzuatı engeli) durumlarda satış suretiyle ortaklığın giderilmesine hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Satışın "genel açık artırma" ile yapılacağının hükümde açıkça belirtilmesi usuli bir zorunluluktur.
Markanın gayrimaddi bir hak olması sebebiyle, satış suretiyle ortaklığın giderilmesinde "muhammen bedel" tespiti ciddi bir bilirkişi incelemesi gerekir.
Marka üzerinde üçüncü kişilere verilmiş lisansların, ortaklığın giderilmesi (özellikle satış) sonrasında devam edip etmeyeceği hususu, lisans sözleşmesinin sicile şerh edilip edilmediğine göre değişkenlik gösterir.
Marka üzerinde ortaklığın giderilmesi davası, paylı mülkiyetin getirdiği tıkanıklıkları aşmak için etkili bir yoldur. Uygulamada, markanın niteliği gereği aynen taksimin zorluğu, davanın nihai sonucunun genellikle markanın açık artırma ile satışı ve bedelin paylaştırılması şeklinde tecelli etmesine neden olmaktadır. Dava sürecinde SMK m. 148'deki özel düzenlemeler (önalım hakkı ve tescil zorunluluğu) ile TMK'nın genel paylaşma hükümleri bir bütün olarak gözetilmelidir.
Av.Barış Kaşka

Yorumlar