top of page

ANONİM ŞİRKETLERDE SERMAYE KOYMA BORCUNA AYKIRILIK, HUKUKİ YAPTIRIMLAR VE İLGİLİ DAVALAR

  • 24 Haz
  • 3 dakikada okunur

Anonim şirketlerde pay sahiplerinin temel yükümlülüğü, taahhüt ettikleri sermayeyi şirkete getirmektir. Nitekim anonim şirketlerde pay sahibinin en temel yükümlülüğü olan sermaye koyma borcu, şirketin mali gücünün ve üçüncü kişilere karşı teminatının temelini oluşturur. Sermaye koyma borcuna aykırılık ise ortağın esas sözleşme ile taahhüt ettiği sermaye payını süresi içinde şirkete intikal ettirmemesidir. Bu borcun yerine getirilmemesi, Yargıtaya göre şirketin mali gücünü ve üçüncü kişilere karşı teminatını doğrudan etkilediği için "mutlak bir zarar" olarak kabul edilmektedir. Anonim şirketlerde pay sahiplerinin taahhüt ettikleri sermayeyi getirmemeleri, hem şirket tüzel kişiliği hem de ortaklık düzeni açısından ağır hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Temel yaptırımlar; sermaye borcunun aynen ifası için açılacak davalar, gecikmeden kaynaklanan tazminat talepleri, nakdi borçlarda kendiliğinden işleyen temerrüt faizi ve en ağır yaptırım olarak ortağın ortaklıktan çıkarılmasını ifade eden "ıskat" prosedürüdür.


Aynen İfa ve Şirketin Dava Hakkı


Anonim şirketin her bir ortağın sermaye koyma borcunu yerine getirmesini isteme ve bu doğrultuda dava açma hakkına sahip olduğu TTK m. 128/7 çerçevesinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda ortaklardan biri borcun aynen yerine getirilmesi ve gecikme nedeniyle oluşan zararın giderilmesini talep edebilecektir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi’nin 2022/236 E. 2022/427 K.sayılı kararında belirtildiği üzere “Sermaye borcu tamamı ve ferileri (faiz, tazminat vb.) ile birlikte ödenmedikçe ortak temerrütten kurtulamaz”  Dolayısıyla şirket menfaati gerektiriyorsa doğrudan ifa davası açılmalıdır.


6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 482/1 uyarınca, sermaye borcunu süresi içinde ifa etmeyen pay sahibi, ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. HD-2022/236-2022/427-17.03.2022). Eğer esas sözleşmede hüküm varsa, bu ortağa karşı cezai şart da talep edilebilir (TTK m. 482/3).


Tazminat ve İhtar Şartı


Sermaye borcunun geç ifa edilmesi nedeniyle şirketin uğradığı "diğer zararların" tazmini mümkündür. Ancak doktrindeki görüş ve mevzuata göre, tazminat istemi için ortağa ihtar çekilmesini zorunlu bir şart olarak kabul edilmektedir. İhtar çekilmeden genel hükümlere göre tazminat talep edilmesi mümkün olmamaktadır.


Iskat (Ortaklıktan Çıkarma) ve Şartları


Yönetim kurulu, borcunu ödemeyen ortağı iştirak taahhüdünden ve yaptığı kısmi ödemelerden doğan haklarından yoksun bırakarak (ıskat ederek) payını satma yetkisine sahiptir (TTK m. 482-483). Ancak bu sürecin geçerliliği sıkı şekil şartlarına bağlıdır. Bu şartlara aşağıda yer verilmiştir.


Ödemeye Çağrı (Apel): Yönetim kurulu, esas sözleşmede aksine hüküm yoksa, ilan yoluyla pay bedellerini ödemeye çağırır. Esas sözleşmede ödeme süreleri net değilse, usulüne uygun bir apel kararı ve ilanı şarttır (Yargıtay 11. HD-2016/9492-2018/4038-29.05.2018).


Iskat İhtarı ve İçeriği: Mütemerrit ortağa, borcunu bir ay içinde ödemesi, aksi halde haklarından yoksun bırakılacağı ihtar edilmelidir. İhtarnamede "borcun ödenmemesi halinde ortaklıktan çıkarılacağına" dair açık bir ibare bulunmaması, kararın iptaline sebebiyet verir (Yargıtay 11. HD-2019/128-2019/7056-11.11.2019; Yargıtay 11. HD-2016/1497-2017/3275-01.06.2017).


İlan ve Tebliğ Usulü: Hamiline yazılı paylarda ilan yoluyla; nama yazılı paylarda ise iadeli taahhütlü mektup ve internet sitesi mesajı ile bildirim yapılmalıdır. Mülga TTK dönemindeki içtihatlarda iki defa ihtar şartı aranırken (Yargıtay 11. HD-2015/13521-2017/2256-19.04.2017), güncel mevzuatta bir aylık süre tanıyan tek ihtar yeterli görülmektedir (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. HD-2022/794-2024/93-12.01.2024).


Şayet yukarıda belirtilenler kapsamında ortağın gerçek borcunun üzerinde bir tutar talep edilmesi veya ortağın toplantıya usulüne uygun davet edilmemesi durumunda alınan ihraç kararları geçersizdir. (Yargıtay 11. HD-2009/13842-2011/8718-12.07.2011; Yargıtay 11. HD-2012/2345-2013/20424-14.11.2013).


Sermaye borçlarının tahsil edilmesi yönetim kurulunun görev ve yetkisindedir. Yönetim kurulu, mütemerrit ortağa karşı ya borcun ifası ve faizini talep eder ya da ıskat yolunu tercih eder; bu konuda takdir yetkisine sahiptir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. HD-2022/236-2022/427-17.03.2022). Türk Ticaret Kanunu 553.maddesine göre sermaye borçlarını takip etmeyen, ıskat veya ifa davası yoluna gitmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, şirketin uğradığı zararlardan dolayı ortaklarla birlikte müteselsilen sorumlu tutulabilmektedirler. (Yargıtay 11. HD-2013/16575-2014/1918-04.02.2014). Bu kapsamda yönetim kurulu üyeleri, borcun tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamadıkları sürece sorumluluktan kurtulamazlar. Yeni seçilen yönetim kurulunun bu borçları tahsil etmemesi, önceki üyelerin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. (Yargıtay 11. HD-2022/2542-2023/2444-26.04.2023).


Tüm bu kapsamda anonim şirketlerde sermaye koyma borcu, ortaklık sıfatının temelini oluşturur. Bu borcun ihlali durumunda şirket, pasif kalmamalıdır; zira yönetim kurulunun bu borçları takip etmemesi şahsi sorumluluk doğurur. Uygulamada, öncelikle temerrüt faizi ve ifa davası/takibi ile tahsilat denenmeli, ortağın direnci devam ediyorsa ıskat prosedürüne başvurulmalıdır. Iskat sürecinde yapılacak süre hatası veya ilan eksikliği, tüm süreci sakatlayarak ortağın ortaklığa geri dönmesine ve şirketin yargılama giderlerine mahkum olmasına yol açabileceğinden dikkatle prosedürü işletmek gerekir.

 

Av.D.Pırıl Akcan

 
 
 

Yorumlar


1603809952502.jpg
  • LinkedIn
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook
bottom of page